5 Eylül 2011 Pazartesi

3 Temmuz ve Sonrası

Bir tarafta sportif anlamda ezeli rakibini yarıştığı tüm ana branşlarda yenmiş ve kupaları toplamış bir takım diğer tarafta 2000’li yılların başında ortalığı kasıp kavurmuş ezeli rakibi, senelerce bir birlerinin rakibi olmuş iki kulüp arasındaki yarış sarı kırmızılı renklerin lehine hep siyasi müdahalelerle bozulmuş. 1996-2000 döneminde Haluk Ulusoy, Mesut Yılmaz, Mehmet Ağar gibi o dönemin etkili siyasetçilerinin desteklediği sarı kırmızılı takıma karşı iktidarı “sandıkta görüşürüz” diyecek kadar sıkı biçimde eleştirecek sarı lacivertli takım arasındaki güç dengesi gene değişti.
Başkanlığı döneminde adına pankart açılan Kasımpaşalı 3 Temmuz 2011 tarihinde başlatılan şike soruşturmasından beridir hiç suya sabuna dokunmadan yoluna devam ediyor. Gündemin günden güne değiştiği ve medyanın ekonomik çıkarlarını ön planda tutma gayreti sebebiyle bırakın net bir bilgi almayı yetkili mercilerce yapılan kontrolsüz! Bilgilendirmelerle bir takım zanlılar toplumun gözünde itibarsızlaştırılıyor. Gönül isterdi ki para pul ve sportif rekabet işlerinde bir takım vergi borcunu sildirerek ve devlete stat yaptırarak rakibinin önüne geçmesin.
Şimdi sormak lazım eğer gerçekten sarı larcivertli takım haksız yoldan emek hırsızlığı yaptıysa vergi borcunu sildiren güzide takımlarımız kimin haklarını gasp etmektedirler. Amaç gerçekten sportif anlamda rekabet etmek, ülkeyi temsil etmek ve gençleri spora kazandırmaksa, ülke prestijini artırmaksa sarı kırmızılı takımın takımın başkanının gayretkeş açıklamalarını anlamak bir yere kadar mümkün ama süreç uzadıkça herkes gerçek düşüncelerini açıklayacağını düşünüyorum.

Hiç yorum yok: